Buradasınız : İlçemiz / Tarihçesi
Türkçe
English
Cuma, 23.06.2017

     Tirebolu bugün Giresun iline bağlı bir ilçe merkezidir. Tirebolu'nun 54 köyü mevcuttur. Tirebolu adı, üç sehir demek olan Tripolis'ten gelmiştir. Sehir bu adı,yan yana bulunan üç çıkıntı, yahut burun üzerinde ve onların arkasında kurulmuş olmasından dolayı almıştır. Tirebolu, Tripolis seklinde ilk defa MS. I. yüzyılda yazılmış olan Pliny'in Natura History adlı eserinde kaydedilmiştir. Pliny (23-79), eserinde Tirebolu kalesi ile Tripolis Çay; olarak Harsit Çayı'ndan bahsetmiştir. Tirebolu'nun M.Ö. VII. yüzyılda (takriben MÖ. 656) Karadeniz'de kolonicik hareketine girişen Miletoslular tarafindan kurulduğu rivayet edilir. Yakınında bulunan Argyria'daki (Halkaova) gümüs yatakları Gümüşhane'deki gümüs yataklarından, önce işletilen Tirebolu, İskender ve halefleri, Portus Krallığı, Roma ve Bizans devirlerini yaşamıştır. Haçlı ordularının İstanbul'u işgal etmeleri üzerine Trabzon'a kaçan Alexios'un 1204 yılında Trabzon İmparatorluğu'nu kurmasından sonra, Tirebolu da bu devletin sınırları içinde kalmıştır. Trabzon İmparatorluğu devrinde asillerin mücadelesi sırasında bir üs ve hükümdarların en güzel ikamet ve sayfiye yeri olarak seçmelerinden dolayı şöhret kazanan Tirebolu, Çepniler'in Rumlarla yaptıkları mücadeleye sahne oldu ve böylece tarihi kayıtlara yansıdığı kadarıyla ilk olarak Türkmenlerle karsı karsıya kaldı (1380). 1397 yılında Giresun sehrini fetheden Haci Emiroğlu Süleyman Bey, 1358 yılında Osmanlı hakimiyetine girince Tirebolu, Trabzon İmparatorluğu, ile Osmanlı Devleti arasında sınır teşkil etmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u fethi sırasında Tirebolu, İmparatorluğun elinde bir kale durumunda idi. Muhtemelen Fatih, 1461'de Trabzon'u alışının ardından kıyıyı takiben geri dönüşü sırasında burayı da teslim almıştı. Fetih sırasında Giresun ve Tirebolu, gibi sahil sehirleri dışındaki kırlık kesim hemen hemen tamamiyle Çepniler'ce iskân edilmisti. Osmanlı idaresi altında sakin bir hayat geçiren Tirebolu, bir liman sehri olarak gelişme gösterdi. Bu dönemde bazı olaylara sahne oldu. XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde Tuzcu-oğulları isyanı Tirebolu'nun da içinde bulunduğu bölgeyi etkiledi. Bunlara, 1809'daki isyanda kaçtığı Erzurum'dan Tirebolu'ya gelerek katılan Kel Ali-oğlu Ali Ağa, 1816'da Tirebolu'ya hakim olmuş, sonra da Keşab'ı ele geçirmişti. Az sonra, II. Mahmûd'un gönderdiği iki firkateyn ile bir korvet Tirebolu'ya gelerek yeniden kontrolü sağladı (26 Ekim 1816).

  Sehir asıl önemli olayları Birinci Dünya Savası ve Millî Mücadele döneminde yasadı. İşgale uğramamasına karsılık   Ruslar'ın Harsit'e kadar ilerlemesi (1916) sehirde büyük bu endiseye yol açtı. Ruslar Türk savunmasını kırıp Harsit deresini aşamayınca bütün hırslarını Tirebolu kasabasından ve halkından aldılar. Rus dretnotu Maria zırhlısı büyük topları ile kasabayı döve döve Tirebolu'yu yakıp yıktı. Ruslar'ın 12 Subat 1918'den itibaren çekilmesinden sonra Millî Mücadele döneminde Rum çetecilerinin faaliyetleri ve bunlara karsı direniş pek çok karışıklığa sebep oldu. İzmir'in 15 Mayıs 1919 da Yunanlılar tarafından işgali üzerine Tirebolular 19 Mayıs 1919 da bir miting tertip ederek isgali protesto etmişler, İstanbul'a çektikleri telgrafta vatanlarını son nefeslerine kadar koruyacaklarını ve bu hususta her türlü fedakarlığa hazır olduklarını bildirmişlerdir.

    Giresunlu Osman Ağa ve Giresun Askerlik Subesi Baskanı Tirebolulu Hüseyin Avni [Alparslan] Bey bu mücadelede büyük rol oynadılar. Tirebolular Milli Mücadelede 248 sehit verdiler. Osmanlı döneminde Tirebolu'nun idari yapısı incelendiğinde 1515 yılında Trabzon sancağına bağlı, Kürtün kazasındaki dört kaleden ikincisi olduğu görülür. Evliya Çelebi, Tirebolu'yu Trabzon'un bir nahiyesi (1640), Katib Çelebi de kazası olarak gösterir (1732). Bu idari yapısını uzun müddet devam ettiren Tirebolu, iktisadî şartların bir gereği olarak bazen Gümüşhane sancağına bağlanmışsa da, Trabzon'un kazası iken 1920 yılının sonlarında mutasarrıflık haline getirilen Giresun'a bağlanmıştır. 1874 yılında kaza olan Görele, 1957 yılında kaza olan Espiye, 1987'de kaza olan Yağlıdere, 1990 yılında kaza olan Doğankent ve Güce daha önce Tirebolu'ya baglı nahiye ve köy merkezi idiler.